Son zamanlarda oldukça sık duyduğumuz diyetlerden birisi olan “Ketojenik Diyet” artık sadece epilepsi ve kanser hastalarının değil, kilosuna dikkat eden ve kilo vermek isteyen herkesin başvurduğu bir beslenme şekli haline geldi. Peki nedir bu ketojenik diyet, ne yenir, ne yenmez bu diyette?

Ketojenik diyetin en önemli noktası; glukoz yani karbonhidrat tüketimini önemli bir şekilde kısıtlarken (maksimum 50 gram/gün), sağlıklı yağları ve proteinleri yeterli düzeyde almak. Kısacası soframızdan eksik etmediğimiz ekmek, hamur işleri, makarna, bulgur ve pirinç pilavının yerini daha çok sebze, tahıl grubu ve yeşillik ile doldurmak.

Bu beslenme anlayışına göre azalan karbonhidrat ile vücutta salgılanan insülin miktarı düşer, böylece azalan insülin sayesinde vücutta yağ yakımı daha fazla olacak ve vücut karbonhidrattan karşılayamadığı enerjiyi, yağları yakarak karşılayacaktır.

Ketojenik diyette yağlar yakılırken “keton” cisimcikler ortaya çıkar, bu cisimlerin ortaya çıkması vücudunuz yağ yakma sürecine girdiğini yani “ketozis”te olduğunuzu göstermektedir. Zaten ketojenik diyet yapanların arzusu da ketozise girebilmektir. Ketoziste olup olmadığımı nasıl anlayacağım derseniz; aseton kokusuna benzer bir nefes ile anlayabilir ya da eczanelerde satılan vücutta keton cisimleri ölçen çubuklar yardımıyla öğrenebilirsiniz.

Ketojenik diyete uyduğunuz takdirde vücut artık bir yağ yakım makinesi haline gelir. Ketojenik diyetin savunucuları, vücutta karbonhidrat olmayınca halsiz, enerjisiz ve yorgun olacağını düşünenlerin aksine gün içerisinde çok enerjik olduklarını, öncesinden daha iyi hissettiklerini dile getirmektedir.

Ketojenik Diyet Nasıl Yapılır?

Bu diyeti uygularken margarin ve ayçicek yağından ziyade zeytinyağı, keçi peyniri, koyun peyniri ve tam yağlı krem peynirlere yönelmelisiniz. Soya ve soyalı tüm ürünleri de zengin pritein kaynakları olduğundan iyi bir seçenektir.
Et tüketiminizde meralarda serbestçe dolaşan hayvanları tercih etmelisiniz salam, sosis ve sucuk gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durmalısınız.
Yağlı, soğuk su balıkları; ringa, sardalye, uskumru, somon özellikle de çiftlik olmayanları, omega-3 açısından oldukça zengindir. Ketojenik diyet esnasında tüm et ve balık çeşitlerinden, ekmek katksına ihtiyaç duymadan tüketebilirisiniz.

Liğht süt ve süt ürünlerini değil normal standartlardaki ürünleri satın almalısınız, light ürünlerde normal ürünlerden daha fazla süt şekeri ve şeker ilavesi vardır.
Ara öğünlerinizde kabuklu kuru yemişleri, yağlı tohumları yiyebilirsiniz, ancak hepsini değil tabi. Örneğin kaju yüksek oranda karbonhidrat içerdiğinden çok tüketmemelisiniz.
Sebzeler ise (brokoli, ıspanak, kuşkonmaz, kabak, salatalık, lahana, ve yeşil fasulye) domates, çiğ havuç, tatlı olmayan biber ve tüm marul çeşitleri, etlerin yanında enfes ve son derece sağlıklı garnitürlere dönüşür. Nişastalı sebzeler mesela pişmiş havuç, bezelye, kuru fasulye, mercimek ve Mısır kan şekerinizi çok yükseltir. Bu nedenle bu grup gıdalardan kaçınmalısınız.
Çilek, böğürtlen, frambuaz gibi orman meyveleri hem düşük karbonhidrat içerirler hem de kanserle mücadele ederler. Konserveleri yerine dondurulmuş olanları tercih etmelisiniz. Her türlü meyve suyundan uzak durmalısınız.
Tüm tatlılardan tabiki uzak durmalısınız ancak canınız çok çekerse kakao oranı en yüksek olandan 3 parça kadar yiyebilirsiniz. Alkol kullanmamalı, eğer canınız çok tüketmek isterse tercihinizi şaraptan yana kullanmalısınız.

PAYLAŞ

Yorum Yazarak Katkıda Bulun